Pınar Aylin

Pınar Aylin Fan Sitesi

Pazar, Ocak 16, 2000

Kıpır Kıpır Romantik

Arnavutköy'de denize nazır, büyük camlı şirin mi şirin bir ev... Pınar Aylin, "Denizdiz yerde rahat edemiyorum" diyor. Dekorasyonu için bayağı uğraşıldığı her halinden belli olan evin içinde yeşillik olmazsa olmaz koşul. Pınar, bu koşula her zaman uyduğunu söylüyor. "Modern eşya sevmiyorum. Ama öyle oymalı şaşaalı eskiler de bana göre değil. Modern eskiler tercihim. Sade ve orjinal antikalar... Burada gördüğün her şey benim zevkim. Bir de annemin çeyizlik verdiği şeyler var" diye başlıyoruz konuşmaya. Çeyizlik lafına uzun uzun gülüyoruz, ahşap sehpasının gözündeki el yapımı örtülerini gösterirken.

Pınar Aylin, 1972 İzmir doğumlu. İzmir aşkı büyük mü büyük... İki buçuk yıldır İstanbul'da yaşıyor. "İlk senem korkunç geçti. Hemen her hafta sonu ağlaya ağlaya İzmir'e giderdim. İlk kasetim 'Ben Bahara Hazırım' çıktıktan sonra yoğun bir tempoya girdim. Hayatımda ağlamlara yer kalmadı. Farkı fark edene kadar çok zorlandım. Sonra da insanlarla arama mesafeler koymaya başladım. Yüzeysel olarak herkesle aram iyidir, ama özel olarak görüştüğüm insanları sevmeyi öğrendim" diyor Pınar Aylin.


İzmirliler sıcakkanlıdır

Sahnede İzmirli enflasyonu yaşadığımız şu günlerde "Ya bu İzmirliler'in şansı nereden geliyor" muhabbetine atılıyoruz. "Birbilenolduğunu sanmıyorum. Dikkat ettiğimde görüyorsun ki korkunç bir önplana çıkma durumu var İzmirlilerde. Bizim insanlarımız sıcaktır. İşte İzmir'in kızları güzeldir deniyor ya hani; aslında değil. Sadece gülmeyi, konuşmayı çok severler. Bu da insana bir güzellik katıyor. Zaten Aykut Gürel'le ilk tanışmamızda bana söylediği söz şaka gibi kaldı aramızda. Beni her gördüğünde 'Seni gidi kısa boylu İzmirli kadın diyor" diye konuşmayı sürdürüyoruz Pınar'la. Ortam samimi, insan dost canlısı olursa sohbete doyum olmuyor tabii ki.

İletişim'de okurken TRT İzmir Televizyonu'nda sunuculuk, özel bir televizyon kanalında bir yıl kadar da yapımcılık yapmış. Pınar, "Televizyonculukta da çok iddialıydım. Müzik ağır bastı içimde. Kasetten önce müzik hayatım yoktu. Çevremdeki sevdiğim dostlar arasında şarkı söylerdim sadece. Raks'la çalışmak kaydı ile sıcak baktım" diye sürdürüyor konuşmasını.

Pop müziği patlatan(!) gençlere yöneltilen eleştiriler arasında Türkçe'yi kullanım ve diksiyon ilk sıralarda. Pınar Aylin ise TRT deneyiminin artılarını kullanmasını biliyor. "TRT, özellikle sunuculuk olarak baktığımda, bana çok şey kazandırdı. Kamerayla barışığım, diksiyondan konserlerdeki rahatlığa kadar çok şey öğrendim" diyor Pınar Aylin. Tam bir dergi delisi olan Pınar'ın edebiyat eğilimi 'best friend'i annesinden kaynaklanıyor. Kendini 'doğuştan şanslılar' sınıfına koyuyor Pınar. "Hep tahtalara vururum. Doğduğumdam beri şanslı bir çocuğum. Ailem, dostlarım. Hep el üstünde tutuldum. İstanbul'a geldikten sonra da Raks hep arkamda oldu" diyerek gözünü kırpıp hafif torpilli olduğunu söylemeden edemiyor!.. Şu anki durumunu da "Yine şanslıyım" diyerek özetliyor. Ancak madalyonun öbür yüzünde sürekli hasret var. Pınar Aylin, bunu da "En çok sevdiklerim hep benden uzaktalar" diyerek açıklıyor.


Çocukları çok seviyor

Ben de bir İletişim Fakülteli olduğum için, mektepli olmanın yarattığı ortak dille 'hedef kitle' üzerine konuşmaya başlıyoruz, sıcak nescafelerimizi yudumlarken. "Bizim klasik lafımızdır zaten hedef kitle. Çocuklar beni çok sevdi. Ama inan hedef kitleyi biz belirlemedik, kendiliğinden oluştu. Çocukları çok sevmemin payı var ve bu sevgiyi öyle güzel algılıyorlar ki. Çocukları kandırmak imkansızdır. Doğal değilsen, bir şeyleri oynuyorsan hemen fark ediyorlar" diyor. Pınar Aylin'in çocukları çok sevdiği her halinden belli. Çünkü çocuklardan bahsederken gözlerinin içi gülüyor. "Çocuklara taparım ben. Bir çocuk sahibi olmayı çok istiyorum. Dünyanın en güzel mutluluğu olmalı. Allah'ın insanlara verdiği en hediye..." diyerek sevgisini de çok iyi özetliyor.

İkinci kaseti 'Güneşten'in piyasaya çıkış tarihi 14 Şubat. Tamamen tesadüf, özel olarak ayarlanmış bir değilmiş. Kasetin her safhasında yer alan Pınar Aylin, klibin montajında da aktif rol almış, kasetin basımında fabrikaya bile gitmiş. Kasedinin çıkışı için "Doğum sancısı gibiydi" diyor. İlk kaseti babasına ithaf etmişti. "İkincisi de, üçüncüsü de hepsi babama ithaf olacak". İkinci kaseti üzerine sohbetimize devam ediyoruz: "İlkine göre çok daha oturmuş bir albüm oldu. Özel teşekkür telefonları alıyorum. Bir de biliyorsun sözü ve bestesi bana ait olan bir parça da yer aldı. Bu benim için iki anlam taşıyor. Birincisi nabız yoklama... Bir de işin prestij yanı var. Demek ki ben de bir şeyler katabiliyorum, kendi albümüme diyebilmek..."

Hep cıvıl cıvıl hali ve neşeli hareketli şarkılarıyla tanıdık Pınar Aylin'i. Aslında Pınar, slow şarkılar söylemeyi de çok seviyor. Özellikle de sahnede. Yüzde seksen kıpır kıpır, ama bir yanı da o kadar romantik ki, aşırı duygusal. "Ya çok zırıldarım, her şeyi takarım kafama ya da tam tersi". İçi dışının milyon katı... Bu kez o çocuksu Pınar kadar 'kadın' Pınar da önplanda... Çocuk kadın diyenler var. "Bu imaj değil, gerçek Pınar. Belki de bir bütünü oluşturan pek çok parça var içimde. Çocuk kadın olmak da hoş bir şey..."